Herkes, zaman zaman belirli bir olay yaşadığında endişeye kapılır. Ancak bazı kişiler, bu kaygı durumunu çok daha fazla yaşar. Sadece bir anlık değil, günler hatta aylar boyu süren korku durumuyla karşı karşıya kalabilir. Yaşanan psikolojik durumlar, fiziksel olarak da kendini gösterebilir. İşte bu, kaygı bozukluğu problemi olarak karşımıza çıkabilir.
Kaygı Nedir?
Anksiyete olarak bilinen kaygılanma durumu, aslında herkesin yaşadığı normal bir durumdur. Ancak çok fazla korku, endişe ve huzursuzluk duygularına neden olması, psikolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanır. Genellikle kaygılanma, korkma gibi hislerin yoğun yaşanması, sürekli stres yaşanmasına ve bununla birlikte fiziksel semptomlar göstermeye neden olabilir.
Günlük hayatta yaşanan çeşitli olaylar anksiyeteyi tetikleyebilir. Bu olaylardan bazıları aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
- Yoğun iş baskısı
- Sınav
- İş görüşmesi
- Yeni bir yere taşınmak
- Toplumsal baskılar
- Ekonomik sıkıntılar
Yukarıdaki gibi stres yaratan koşullar, kişinin gergin hissetmesine ve ne yapacağını bilememesine neden olabilir. Böylece kişi, sürekli çaresiz olduğunu düşünebilir. Aynı zamanda çocukluk döneminde yaşanan travmatik olaylar, kronik hastalıklar, uyuşturucu madde kullanımı kaygı bozukluğu nedenleri arasındadır.
Kaygılandığımızda Vücudumuzda Ne Olur?
Kaygılanmak; korku, stres, endişe gibi olumsuzlukların yanı sıra fiziksel olarak da bireyi etkiler. Kişi, kaygılandığı zaman baş dönmesi, mide bulantısı gibi sorunlar yaşayabilir. Aynı zamanda endişe ve belirsizliğe karşı kalp atışı hızlanır. Nefes alışverişi hızlanır ve kişi terlemeye başlayabilir. Ayrıca kişi, sürekli kaygılı olduğundan kendini yorgun ve halsiz hissedebilir.
Vücudumuz, yaşadığımız olumlu veya olumsuz duygulardan kaynaklı belirli tepkiler verir. Sürekli yaşanan endişe genellikle yoğun fiziksel sorunları beraberinde getirir. Fizyolojik muayenelerde net bir sonuç çıkmadığı takdirde durumun psikolojik olduğunu düşünebiliriz. Bu nedenle kaygı bozukluğu durumunda uzman tarafından destek almak hem psikolojik hem de fizyolojik sağlığınız açısından önemlidir.
Neden Kaygılanırız?
Birçok nedenden dolayı insanlar, kaygılanabilir. Gün içerisinde yetiştirilmesi gereken işler, üniversite sınavına hazırlık, ailemizle yaşadığımız problemler gibi pek çok neden kaygılanmanın nedeni arasında görülebilir. Kaygı bozukluğu durumuna yaşanan problemlerin yanı sıra aşağıdaki etkenler de rol oynamaktadır:
- Çeşitli kimyasal dengesizlikler kaygılanmayı tetikleyebilir.
- Genetik faktörler kaygı bozukluğunun yaşanması noktasında etkilidir.
- Şiddetli ve uzun süreli stres altında kalmak, endişeyi artırarak kaygılanmaya neden olabilir.
- Çocukken veya yetişkinlik döneminde travmatik bir olaya tanık olmak, kaygı bozukluğunun bir diğer nedenidir.
Araştırmalara göre kaygılanmayla ilgili net bir durum bulunmamaktadır. Ancak bir dizi farklı problem ve bunların birleşmesiyle birlikte ortaya çıkabilir. Hayatın akışında yaşanan travmalardan gün içerisinde ortaya çıkan maddi sıkıntılar ve problemler kaygı durumunun sebepleri arasındadır.
Kaygı Bozukluğu Günlük Yaşamı Nasıl Etkiler?
Kaygılanmak, herkesin hayatını farklı şekilde etkiler. Psikolojik ve fiziksel etkileri bulunur ve şiddeti kişiden kişiye göre değişir. Anksiyeteyi yoğun şekilde yaşayan bireyler, en küçük bir olağan durumda bile sıkıntıyla karşı karşıya kalabilir. Araba kullanmak, alışverişe gitmek veya işyerinde çalışmak bile kişiye zor gelebilir. Birey, hem fiziksel hem de ruhsal olarak bulunduğu sosyal çevre içerisinde sorunlarla karşılaşabilir.
Kaygı bozukluğu, kişiyi konfor alanının içerisinde tutar. Bu nedenle birey, yapmak istedikleri aktiviteleri dahi gerçekleştiremeyebilir. Sürekli endişe duyduğundan dolayı motivasyonu düşer ve kendini her zaman yorgun, mutsuz hissedebilir. Böylece kendi gelişimini destekleyecek herhangi bir eylemde bulunmak istemez.
Kaygı Bozukluğu Ne Kadar Sürer?
Kaygı bozukluğunun ne kadar süreceği kişiden kişiye göre değişir. Burada en önemli noktalar; kaygının türü ve bireyin yaşı, yaşam koşulları gibi genel durumudur. Bu sürecin sağlıklı ve biraz daha hızlı şekilde atlatılabilmesi için kişinin uzman desteği alması önemlidir. Doğru tedaviyle birlikte birey, hiç destek almayan birine göre daha hızlı sonuç alabilir. Ancak kaygı bozukluğunda birey tamamen durumdan kurtulabileceği gibi bazı kişilerde zaman zaman kaygı durumu devam edebilir.
Anksiyete Kimlerde Görülür?
Hemen herkes, anksiyeteyle mücadele halinde olabilir. Günlük hayatta yaşanan stres, aile problemleri, maddi sıkıntı yaşayanlar bu durumla karşılaşabilir. Ancak çocukluk veya yetişkinlik çağında travmalar yaşayan kişi de görülme sıklığı daha fazladır. Çocuklukta yaşanan istismar, dışlanmışlık ve yetişkinlik döneminde aldatılma gibi olaylar bu gibi durumlara örnek gösterilebilir.
Kaygı Tanısı Nasıl Konur?
Kişinin kaygı bozukluğu tanısı, bir uzman tarafından konulabilir. Öncelikle birey, yaşadığı kaygılanma durumundan dolayı fiziksel sıkıntılar yaşayabilir. Bu nedenle öncelik belirli testler yapılarak fizyolojik bir sıkıntı olup olmadığını tespit etmektir. Fiziksel bir sorunun olmadığı anlaşıldığında uzman, psikolojik olarak farklı testler yapabilir. Ardından ruh sağlığı uzmanına sevk edebilir. Uzman burada da çeşitli testler yapacaktır ve kaygı bozukluğunun teşhis edilmesi durumunda tedaviye başlayacaktır.
Kaygı Bozukluğu ile Nasıl Başa Çıkılır?
Süreklilik gösteren ve şiddetli olan kaygılanmalar için bireyin öncelikle uzman desteği alması önerilir. Ancak günlük yaşamda kişi, ufak hayat değişikleri yaparak bu sorunun şiddetini azaltabilir. Bu aşamada birey, genellikle sorunlarından kaçmak ister. Ancak sağlıklı şekilde baş etmeyi kaçarak öğrenemez. Kaygıyla baş etmeyi öğrenebilmek için öncelikle kaygılandıran durumun ne olduğunu ve nasıl belirtiler gösterdiğini yanıtlamak gerekir. Ardından kişi, bu sorunla nasıl başa çıktığını düşünmelidir.
Birey, kaygılandığı zaman nasıl tepki verdiğini mindfulness tekniği, nefes egzersizleriyle farkındalığını artırarak zihninden neler geçtiğini görebilir. Aynı zamanda endişelendiğinde bedenindeki değişimleri fark edebilir.
Kaygıyı kontrol etmeye çalışmak, çoğu zaman olumsuz durumlara neden olabilir. Bu nedenle öncelikle kaygılanan durumu kabul etmek gerekir. Daha sonrasında aşağıdaki teknikler uygulanabilir:
- Beslenme ve uyku düzenine dikkat etmek, kaygılanma seviyesini azaltabilir.
- Sosyal destekle birlikte kaygılanma durumunun biraz olsun önüne geçmek mümkündür. Kişinin sevdikleriyle konuşması, psikolojik destek almak örnek gösterilebilir.
- Hobilerle alakadar olmak kaygılanma seviyesini azaltma konusunda yardımcı olabilir.
Kaygı bozukluğu ile başa çıkmak, zaman isteyen bir süreci kapsar. Ancak hayata etki edecek küçük değişiklikler bu durumun azalması konusunda etkilidir. Tüm denemelere rağmen durumdan kurtulamadığını düşünen biri, psikolojik destek almalıdır. Böylece uygulanan yöntemlerle birlikte kişi, kaygıyla başa çıkma yöntemlerini daha etkili bir şekilde gerçekleştirebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kaygı bozukluğunun ilerlemesi durumunda özellikle psikolojik anlamda daha zorlu durumlar ortaya çıkabilir. Depresyon, OKB gibi psikolojik rahatsızlıklara neden olabileceği gibi fiziksel olarak etkisi de daha kötü hale gelebilir.
Psikiyatri hekimleri kaygı bozukluğunun durumuna bağlı olarak çeşitli ilaçlar önerebilmektedir. İlaç kullanımı ve dozu kişinin kaygı öyküsü geçmiş yaşantısı incelenerek belirlenmekte ve tedavi süreci bu doğrultuda oluşturulmaktadır.
Kişi, sürekli kendini stresli ve gergin hisseder. Aynı zamanda mide bulantısı, baş dönmesi, kalp atışlarının artması gibi fiziksel sıkıntılar yaşayabilir.
Kaygılı birey, kendini yaşadığı günlük bir sıkıntıda bile aşırı stresli hissedebilir. Sürekli gelecekte olumsuz durumlara odaklanabilir veya geçmişi düşünerek motivasyonunu düşürebilir.
Kişi, öncelikle kaygılandığı durumları ve bunlara karşı nasıl tepki verdiğini kabullenmelidir. Ardından uyku ve beslenme düzeni oluşturmak, çeşitli aktiviteler odaklanmak gibi değişikliklerle kaygılanma durumunu azaltabilir.
Bir uzmandan destek almak ve meditasyon, egzersiz yapmak gibi hayat değişiklikleri kaygı bozukluğuna iyi gelecektir.
Bozukluğun şiddeti ve kişinin kaygıyla başa çıkma becerileri gibi durumlara bağlı olarak ilaçsız şekilde geçmesi de mümkün olabilir.
Kaygılı bir insan, kötü durumla karşılaştığında geçmeyecekmiş hissi yaşar. Bu durum, kişiyi büyük bir endişeli hale getirir.
Kaygı hissinin geçmesi için kişi, mindfulness ve nefes egzersizleri yapılabilir. Ayrıca birey, uyku ve beslenme düzenini iyileştirebilir. Bunlar, kaygılanma seviyesini düşürebilir.



